zorunda
Said in 12 Turkish podcast lines.
Biraz sınandım. İşler çok aksadı. Fazladan orada kalmak zorunda kaldım.
I was tested a bit. Things got really delayed. I had to stay there longer.

Yolculuk3 - Ölüm İle Yaşamak
Gıda niye bir mesele haline geldi ve niye mesele olmak zorunda?
Why has food become a problem and why does it have to be a problem?

Salt Online Audio GuidesDefne Koryürek ve Sinek Sekiz’den İrem Tütüncü
O yüzden de böyle bir korku geliştirdiğim için dedim ki ben kesin bizim dünyalarımız ayrılıyor ve biz ayrılmak zorunda kalacağız.
That's why I said that because I developed such a fear, I must be certain that our worlds are diverging and we will have to part ways.

Başak Kablan PodcastSenin Duygun Mu?
Müslümanlar buna dikkat etmek zorunda.
Muslims need to pay attention to this.

Tefsir Podcast - Abdurrahman AteşAbdurrahman Ateş Hocaya Sorularımız Var. | Bölüm 2 || Özel Röportaj (27/08/2024)
Kişi söylemek zorunda değilsin de
You don't have to say it.

GZone Gökkuşağı RadyosuGZone ile Sana Ne?: Ecrin Bolkar
Kimseye de bir şey kanıtlamak zorunda değiliz.
We don't have to prove anything to anyone.

Münasebetsiz SekülerUzman Konuk ile Biseksüellik - S1E12
Ve bir yerden sonra birazcık yani etik olmayan şeylere boyun eğmek zorunda kaldığım için
And at some point, I had to yield a little to somewhat unethical things.

Tuna Dergisi (Bilim ve Kültür-Sanat) içerikleri3# Sen Ne Yapıyorsun? Servis Tasarımı - Göksu Karagüler
Çok yatay bir düzlemde her şeyden anlamak zorunda olan insanlarız.
We are people who have to understand everything on a very horizontal plane.

Adapty Türkiye Podcast - Mobil Girişimcilik Sohbeti2024 Yılında Mobil Growth Trendleri - Destan Keskinkılıç - Tuna Öztürk
o patlatıp içindeki hırsızı ortaya çıkarmak zorunda kalabilir.
He may have to burst it open to reveal the thief inside.

cahil köpeklerBİLİN ÇAKIŞI 3 - BÜLEN TÜSTÜN & EREN BORA ERCAN
Sadece doğal koşullarla bunu beklemek zorunda.
It has to wait for this only under natural conditions.

Ankara Üniversitesi Podcast Serisiİklim Değişikliği ve Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Önemi
Yaptıkları eziyetler sonucu terk etmek zorunda kaldığı memleketine,
Due to the torment they inflicted, to the homeland he was forced to leave,

HADİSLERDE KAVRAMLAR01-AF
Bir seferinde odasına girdim ve onun boynuna pembe tüylü bir atkı dolamış yaşlı hanımın sesini taklit ederek o fil gibi bir erkek görmedim bir daha şarkısını söylerken buldum ve hemen dışarı çıkmak zorunda kaldım.
One time I entered his room and found him singing while imitating the voice of an old lady who had wrapped a pink feathered scarf around her neck, and I never saw that elephant-like man again, and I had to leave immediately.

Kurgudan GerçeğeGeorge Saunders - Benim Frapan Torunum ve Direkler
The shows belong to their publishers, and each line plays from the publisher’s own file. Translations are machine-made. Turkish books and courses on Amazon (affiliate link).