tamamen
Said in 12 Turkish podcast lines.
O zamanlar çok böyle işte web tasarımı ve web geliştirmesi yani tamamen böyle full stack gibi çalışıyordum.
Back then, I was working a lot like this, that is, completely full stack in web design and web development.

Tuna Dergisi (Bilim ve Kültür-Sanat) içerikleri3# Sen Ne Yapıyorsun? Servis Tasarımı - Göksu Karagüler
Ancak hani Colm'ün kararı karar yani ben diyor seninle tamamen konuşmak istemiyorum diyor hatta bir yerde diyor ki ya diyor bana eşeğinin diyor bokunu anlattın diyor yani iki saat diyor hani zaman tuttum diyor iki saat bana bunu anlattın diyor biz seninle diyor böyle çene çalarak diyor bir hayat geçiremeyiz diyor.
However, Colm's decision is final; he says he doesn't want to talk to you at all. At one point, he says, "You told me about your donkey's poop," meaning he kept track of the time and you spent two hours telling him that. He says, "We can't spend our lives just chatting like this."

Sinemasal Sancılar"The Banshees of Inisherin" | Film İnceleme
sohbet tamamen dayanıklılıkla ilgili bir konuydu.
The conversation was entirely about resilience.

İyi Ki PodcastS3E3: SIZLANMA TÜRKÜSÜ: Ağlarım Ben Halime
Yapay zekaya olan güvenin giderek arttığı ve bazı artık kararları tamamen ona bıraktığımız ve bunu da defalarca iyi karar verdiğine emin olduğumuz noktalarda ben hızlı bir şekilde agencymizi yani eylemliliğimizi yapay zekaya bırakacağımızı düşünüyorum.
I believe that at points where trust in artificial intelligence is increasing steadily, and we have completely left some decisions to it, being confident that it has made good decisions repeatedly, we will quickly leave our agency, that is, our actions, to artificial intelligence.

Açık Bilim PodcastÖZEL BÖLÜM! YAPAY ZEKA: TOPLUMSAL DEVRİMİN ANAHTARI MI, YOKSA ETİK ÇIKMAZIN İÇİNDE MİYİZ ?
Ailenin serveti genç Howard'a miras kalmıştı ve o artık tamamen bağımsızdı.
The family's fortune had been inherited by young Howard, and he was now completely independent.

Efeyle Kitap SaatiKarakter sağlamlığı
Peki, belirli bir hormon seviyesindeki yükselme ile tamamen böyle farklı bir insan gibi,
Well, with an increase in a certain hormone level, like a completely different person,

Sizden BiriBENİM SUÇUM YOK
Ya bu benim hayat felsefem olan mea culpa'ya tamamen ters.
This completely contradicts my life philosophy of mea culpa.

Odadaki Kısa FilMea Culpa
Hani o egoyu birazcık hani hani tamamen kesmen lazım burada hani kendini mesela.
You need to cut that ego a little bit, you know, completely here, for example, yourself.

Çok KonuşurumBirlikte konuşalım: Tuğçe Yağmur Seray TERZİ (Haklılık takıntısı - Part 2)
Temizlediği şey tamamen modern dünyanın üzerimizdeki pisliğini temizlemeyi temsil ediyor.
What it cleans represents the act of cleansing the dirt of the modern world that weighs upon us.

Yeni İnsanİnsan Mısın? İnsan Olmak
Orada da Merve'nin bencilliği söz konusuydu bu arada tamamen.
In that case, Merve's selfishness was completely at stake there as well.

Çelik AynaToxicity
Yani Türk ordusu tamamen paralı profesyonel olursa ne olur?
So what happens if the Turkish army becomes completely a paid professional force?

Anti-Shirkist's PodcastCeviz Kabuğu - 8 Eylül 2006 (Şehitlik kavramı) Yaşar Nuri Öztürk - Ümit Özdağ
Bu bir maddi bir gerçeklik değil mi ama bizim biz bunu bilmediğimiz zaman diyelim algımız tamamen spritüel diyebiliriz ya da mental diyebiliriz o halde bu da doğal olarak Feschner'in aklına iki tane farklı dünya mı var sorusunu getiriyor.
Isn't this a material reality, but when we don't know it, we can say our perception is completely spiritual or mental, and this naturally brings to mind Fechner's question of whether there are two different worlds?

PsycheKaynayan Sudaki Kurbağalar
The shows belong to their publishers, and each line plays from the publisher’s own file. Translations are machine-made. Turkish books and courses on Amazon (affiliate link).