tıpkı
Said in 12 Turkish podcast lines.
Tıpkı benim şu anda aslında bir kameraya konuştuğum gibi sen de o eşyayla konuşabilirsin.
Just like I am actually talking to a camera right now, you can talk to that object too.

Akademik PsikolojiBir Kaybın Ardından... -Yas Süreci-
arkadan gelenler de tıpkı bir yığın gibi
those coming from behind are just like a pile

ÇEKİRDEKTEN ÇINARAGİRİŞ
bir çocuk da tıpkı Robert ve Eddie'ye benziyordu.
A child also resembled Robert and Eddie.

Evrim Ağacı ile Bilime Dair Her Şey!Üç Tanıdık Yabancı: Deney Kurbanı Üçüzler!
Biz burada Platon'un tıpkı ideaları var kabul ediyor olması gibi
We assume here that Plato accepts ideas in exactly the same way.

Filozofun Yolu: Felsefe Dersleri084 Bilgi Felsefesi : Akımlar - Pozitivizm
Dolayısıyla tıpkı narsisizm üzerine gibi
Therefore, just like on narcissism.

İstanbul Freudcu Psikanaliz DerneğiIV-Yas ve Melankoli
Ve tıpkı çocuklar nasıl öğreniyorsa o şekilde öğreniyor.
And just like how children learn, he/she learns that way.

Açık Bilim PodcastÖZEL BÖLÜM! YAPAY ZEKA: TOPLUMSAL DEVRİMİN ANAHTARI MI, YOKSA ETİK ÇIKMAZIN İÇİNDE MİYİZ ?
Ve tıpkı hadım ettiği babası gibi çocuklarını etkisiz hale getirmek istedi.
And just like his castrated father, he wanted to incapacitate his children.

Mitoloji Damlası#Yunan Mitolojisi - Evrenin Yaratılış Öyküsü#2. Kısım#
hastalık kanser üreten mekanizmaları anlamamız gerekiyor o duyguları o mirası reddetmemiz gerekiyor çünkü eminim ki anca onlar da o şekilde mutlu olacaklar aslında hani evet onların yapamadığını bizim yapmamız olumlu anlamda güzel olacaktır ve onların o zamanlar hayır diyemediği çünkü bambaşka bir kuşak bambaşka bir zaman biz diyebiliriz diye düşünüyorum bunun aslında bu reddi mirasın böyle bir tıpkı bu ölümle ilgili işlevsiz mekanizmalar gibi böyle bir reddi mirasın çok işe yarayacağını bizden sonraki kuşakların
We need to understand the mechanisms that produce cancer. We have to reject those feelings, that legacy, because I am sure that only then will they be happy as well. In fact, yes, it will be positively beautiful if we can do what they could not do. I think we can say no, because we are a completely different generation in a completely different time. This rejection of the legacy will actually serve its purpose, just like these dysfunctional mechanisms related to death, and it will be very beneficial for the generations that come after us.

ilham ArıyorumAnnem Şarkı Söylediğinde
Veya biz nasıl tanımlarsak tıpkı insan olarak da yaptığımız gibi o tanıma uygun olup olmamasına göre karar verebilir.
Or it can decide whether it fits that definition as we define it, just like we do as humans.

Açık Bilim PodcastÖZEL BÖLÜM! YAPAY ZEKA: TOPLUMSAL DEVRİMİN ANAHTARI MI, YOKSA ETİK ÇIKMAZIN İÇİNDE MİYİZ ?
Bizi yakışan da, tıpkı onun gibi güzel ahlak sahibi olmaktır.
What befits us is to have beautiful morals, just like him.

ÇOCUK PARKIOkul Zamanı
Kişideki çakıl taşı ve badem de tıpkı onlar gibi bir araya getirilmişti.
The pebbles and almonds in the person were also brought together just like them.

Sakıp Sabancı MüzesiKişi, 1970
Ben de tıpkı bir imamın arkasında ona uyan cemaat gibi o videoyu izleyerek görevimi ifa ettim.
I also fulfilled my duty by watching that video, just like the congregation following an imam.

Hard Kapitalizm - leşçi, can alıcı26. Fasıl - Kusura Bakmayın da Bunlara da Küfredelim!
The shows belong to their publishers, and each line plays from the publisher’s own file. Translations are machine-made. Turkish books and courses on Amazon (affiliate link).