bırakarak
Said in 8 Turkish podcast lines.
Yalnızca bu noktada bizim Erasmus ofisi olarak biraz deneyimlerimize dayanarak belki biraz da gözlemlerimize önerimiz çok ani bir şeyden dolayı iptal etmek neden iptalleri bir kenara bırakarak iptal gibi bir düşünceniz varsa.
At this point, as the Erasmus office, based on our experiences and perhaps some observations, our suggestion is that if you have thoughts of cancellation, let's set aside the reasons for cancellations caused by sudden events.

Erasmus Ofisi / Yeditepe ÜniversitesiYeditepe Üniversitesi Erasmus Ofisi - Öğrenim Hareketliliği
Bir başka deyişle en kıdemlisi 20 yıllık bu oluşumlar kimileri asırlık geçmişe sahip nice dev rakiplerini geride bırakarak bu konuma geldiler.
In other words, the oldest of these formations, which have been around for 20 years, have reached this position by surpassing many rivals with centuries of history.

İşin Özü Dijitalleşme9 - Dijital Doğan Şirketler
Bazen sol elindeki çinko maşrapayı yere bırakarak ağır yükünü vücuduna daha az ağrı verecek bir şekilde kavramak istiyordu.
Sometimes he wanted to place the zinc jug in his left hand on the ground to grasp his heavy load in a way that would cause less pain to his body.

Sesli Kitap DünyasıAYRAN - Sabahattin Ali - Sesli Öykü
Çok yoğun çalıştığınızı bildiğim finansal olarak da çalıştığınız en azından verdiğiniz eforun karşısında tam olarak alamadığınız birkaç büroyu dışarıda bırakarak söylüyorum bir süreç.
I am saying this as a process, excluding a few offices where you couldn't fully receive what you deserve for the effort you've put in, at least financially, knowing that you work very hard.

Hikayenin KahramanıHukukta Kariyer & Hobi Olarak Modellik / Hikayenin Kahraman: Melis Menkü
Gerekli şeylere harcamayı bırakarak yapıyoruz bir de bunu.
We're also doing this by stopping spending on necessary things.

Kapı Eşiği SohbetleriAjandalar Üzerine... | Kapı Eşiği Sohbetleri #02
Görücüler geldikçe ona kanatlar takılır, merdivenlerden uçarak iner çıkar, yaşmakları feraceleri almak işini başkalarına bırakarak soluk soluğa koşar, küçük hanıma haber verir, giyilecek elbiseler hakkında uzun uzun mücadele eder, sonra bir aralık ortadan kaybolur, beş dakika sonra değişmiş olarak geri dönerdi.
As the matchmakers arrived, she would have her wings attached, flying up and down the stairs, breathlessly running while leaving the task of gathering her veils and overgarments to others, she would inform the young lady, debate long about the clothes to be worn, and then, at one point, she would disappear, returning five minutes later changed.

Sesli Kitap DünyasıFerhunde Kalfa - Sesli Öykü
hatırlatan birkaç eşya ve acı dolu anılar bırakarak gitti. Komşuları ve tanıdıkları zaman geçtikçe
left behind a few items that remind of her and painful memories. As time passed, her neighbors and acquaintances...

Sesli Kitap DünyasıSesli Kitap - JACK LONDON - Onurlu Bir Ölüm
Bunu yurttaş yardımcısına söyledim. O da bana, şeritlerimi devre dışı bırakarak tercihlerimi kutlamak için muhteşem bir fırsatı feda ettiğimi farkında olup olmadığımı sordu.
I told this to the citizen assistant. He then asked me if I was aware that I had sacrificed a wonderful opportunity to celebrate my preferences by disabling my ribbons.

Kurgudan GerçeğeGeorge Saunders - Benim Frapan Torunum ve Direkler
The shows belong to their publishers, and each line plays from the publisher’s own file. Translations are machine-made. Turkish books and courses on Amazon (affiliate link).